İşkence Raporu
22 Feb 2015
İşkencenin Kraliçesi
Bu belgelemenin yayınlanmasının Amerika’nın küresel açıdan tarihi bir düşük noktada bulunan imajını çizdiği için değil, kendisini insan haklarının ve demokrasinin hisarı olarak gören Amerika’da bu düşünceyi ciddiye alarak, istihbarat tarafından yapılan operasyonları demokratik bir kontrol altında tutmak isteğini en azından hatırlatan insanlar olduğunu gösteriyor diye. Böyle bir kontrol gerçekten mevcutsa, bu belgelerin sayesinde sorumlulara hesap sorulması gerekiyor. Bunların Bush, Cheney, Rumsfeld, Tenet ve diğerlerinden başka kimler olduğu karamalar olsa da deşifre edilebiliyor - bunlardan birisi “İşkencenin kraliçesi”.
Profile photo of Tommy Hansen
Share

CIA İşkence Raporu - 1. Bölüm

Amerika’da yayınlanmasından sadece dört hafta sonra ABD senatosunun CIA’in hapsetme ve sorgulama programına dair resmi raporu Almanca dilinde de yayınlandı. Yayımlanan CIA işkence raporunda birçok karalama olsa da, bu 600 sayfalık rapor bu yılın belki en önemli belgesidir.

Bu belgelemenin yayınlanmasının Amerika’nın küresel açıdan tarihi bir düşük noktada bulunan imajını çizdiği için değil, kendisini insan haklarının ve demokrasinin hisarı olarak gören Amerika’da bu düşünceyi ciddiye alarak, istihbarat tarafından yapılan operasyonları demokratik bir kontrol altında tutmak isteğini en azından hatırlatan insanlar olduğunu gösteriyor diye. Böyle bir kontrol gerçekten mevcutsa, bu belgelerin sayesinde sorumlulara hesap sorulması gerekiyor. Bunların Bush, Cheney, Rumsfeld, Tenet ve diğerlerinden başka kimler olduğu karamalar olsa da deşifre edilebiliyor - bunlardan birisi “İşkencenin kraliçesi”.

Jane Meyer 2008’de CIA’in Bin Ladin bölümü olan “Alec İstasyonu”nun bir yöneticisi üzerine, “CIA üzerinde alışık olunmayan bir etkisi vardı. Akıllı ve sözünü geçirebilen birisiydi. En büyük kozu, kimi zaman Bush’a bizzat rapor vermesiydi”, diye yazmıştı.

O zaman uzun boylu, kızıl saçlı, parlak kırmızı ruj kullanan, sadece kaçırmaların ve “genişletilmiş sorguların” yetkilisi olmayan ve de ayrıca Alman vatandaşı Khalid el-Masri’nin bir Afgan işkence hapishanesine kaçırılmasının sorumlusu olanın ismini vermemişti. O daha önce 11 Eylül’den evvel, sonraki hava korsanları Khalid Al-Midhar ve Nawaf Al-Hazmi’nin oyununu bozmayan CIA timinin bir parçasıydı da - Al-Midhar 1998’den beri CIA’in terör listesinde olmasına rağmen. “11.9. - On sene Sonra”da “Al-Midhar dosyasını” şöyle özetlemiştik:

1998’den beri Yemen’deki kayınpederinin girip çıktığı evinde izleniyordu; 1999’da, istihbarat bağlantıları (komisyon raporunda tehlikesiz gösterilerek, gizli islamistlere bağlantıları olmadığı kayda geçirilmişti) olan Suudi Arabistanlı Omar Al-Bayoumi tarafından Kaliforniya’da karşılandı; Ocak 2000’de Kuala Lumpur’da, Malaysiya’nın istihbaratının videoya kayıt edip Amerikan makamlarına ilettiği, El Kaide’nin planlama toplantısına katıldı; kendisi ve “yükseköğrenim” arkadaşları San Diego’da, Suudi Arabistan’ın Amerika’daki büyükelçisinin karısı olan, akıl hocalarından her ay para çekleri aldılar; Eylül 2000’de Al-Midhar ve Al-Hazmi San Diego’da, FBI’ın muhbiri olan Abdusattar Shaikh’ın konutunda, bir ev tuttu.

Daha sonra Al-Midhar, Ekim 2000’de, Amerikan savaş gemisi Cole’a, kayınpederinin güvenli evinin ziyaretçileri ve Malaysiya buluşmasına katılanların yapmakla suçlandığı, saldırı düzenlenen Yemen’e gitti. Aynı zamanda FBI’ın en üst terör avcısı John O’Neill’in Yemen’de soruşturma yapması engellendi ve Bush’un büyükelçisi Barbara Bondine tarafından ülkeye giriş yapması yasaklandı. Bunun yerine Khalid Al-Midhar’a Haziran 2001’de ABD için yeni giriş vizesi verildi.

Yazar Lawrence Wright FBI’ın, görevlerinden haberleri olsaydı Al-Midhar’la ilgilenmesi gereken İ-49 timinden bazı memurlarla konuştu. Onlara göre bunu öğrenmemelerinin nedeni “CIA’in Al-Midhar ve Al-Hazmi’yi korumasıydı, çünkü onları asker olarak toplayabilmeyi umut ediyorlardı.”

Ya da onları “Suudi Arabistanlı arkadaşlarıyla ortak girişimle, El Kaide’nin ‘lojistik merkezinde’ muhbir ya da provokatör olarak, çoktan topladıklarını” eklemiştik. İtiraf etmek gerekir ki bunlar yukarıda yapılan alıntıya göre 11 Eylül’ün “lojistikçisiyle” (Der Spiegel) alakalı olaylar nedeniyle haklı spekülasyonlar.

“Şaşırtıcı biçimde 13 seneden fazla zamandan sonra CIA’den hiç kimse açıkça bundan sorumlu tutulmadı”, yazıyor Jane Meyer “New Yorker”de. Bunun yerine sorumlular “hava korsanların” üzerine “koruyan ellerini” tuttu ve CIA kariyer merdiveninde yükseldi. Tıpkı Meyer‘in, makalesinde henüz ismini vermediği ama kendisine korkunç derecede uyan “İşkencenin Kraliçesi” ünvanını verdiği, Alfreda Frances Bikowsky gibi.

NBC ve Glenn Greewald’ın ajanın (gazeteciler arasında bilinen) kimliğini ifşa ettiklerinden sonra mevcut olan işkence raporunda bir sorun belli oldu: Daha önce açıklanan istihbarat aktiviteleriyle alakalı senato soruşturmalarında olmadığı gibi, ajanların isimleri takma isimlere karşı değiştirilmemesi, bireysel kişilerin yaptıklarını ve hatalı davranışlarını takip etmeyi zorlaştırdı.

Bayan Bikowsky durumunda bu oldukça kolay oldu, çünkü o birçok kez göze batmıştı: 11 Eylül’de “hava korsanı” olan Al-Midhar’ın gizlenmesinde ve sözde 11 Eylül’ün beyni olan Khalid Sheikh Mohammed’e (KSM) yapılan ilk “waterboarding” oturumları için hırslıca Polonya’da “black site” adlı bir yere uçtuğunda ve Alman vatandaşı Khalid El-Masri’nin kaçırılmasında ve kendisine işkence yaptırdığında, hatta varsayılan bir El-Kaide görevlisiyle isim benzeri olduğu öğrenilince bile Afganistan’da bir hapishanede tutturduğunda.

O ayrıca - senatonun çıkardığı sonuçlara göre, yapılan işkencelerden sonra hiçbir istihbaratça bilgilere ulaşamayınca, ABD kongresini “genişletilmiş soruşturmalarıyla” alakalı işitmelerde başarı haberleriyle yanılttı. El-Masri vakası nedeniyle, Alman partisi “Yeşiller” milletvekili Christian Ströbele Bayan Bikowsky’nin cezai sorumluluğunu incelemek için, işkence raporunun karalanmamış tam sürümünü talep etti. “European Center for Constitutional and Human Rights” 17 Aralıkta “İşkencenin Mimarları” George Tenet, Donald Rumsfeld ve diğerlerine karşı suç duyurusunda bulundu.

Sadece sorumlulara karşı dava açmakla batının “değerler topluluğunun” değer verdiği hukuk devletçiliği ayakta kalabilir.

“İşkencenin Kraliçesi” somut bir ismi ve adresi olduğundan beri soruşturmalar hukuk devletine laik bir şekilde yapılabilinirdi ama politik açıdan ise NSA tarafından yapılan temel haklar ihlallerinde olduğu gibi adaletin ezileceği beklenilir. Ströbele’nin yıllardır istihbaratlarla alâkadar olan parlamenter kontrol heyetinde meslektaşı olan Wolfgang Neskovic, işkence raporunun girişinde, alman ve uluslararası yasalara göre bu incelemede uygulanması gereken, yasal içermeleri anlatıyor.

İşkence raporundan dolayı davalar açılıp açılmamasının ve açılırsa bunların nerede olacağı batı “değerler topluluğunda” hukuk devleti adlandırılan değer için bir mihenk taşı olacak. Amerikan Birleşik Devletleri sorumlulara hesap sormayacağına göre ve uluslararası ceza hukuku ve insanlığa karşı suçlarla ilgilenen Uluslararası Ceza Mahkemesi, ABD’nin orayı tıpkı, aslında “şer eksenine” ait gösterilen Kuzey Kore, Iran veya Suriye gibi tanımaması nedeniyle harekete geçememesi nedeniyle, geriye her şeyden önce Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yargılamasını tanıyan 41 Avrupalı Devlet kalıyor. Onlar hazırlık soruşturmalarını kendi ülkelerinde başlatabilir – yurtdışında yabancı vatandaşlar arasında uygulanan suçlar olsa bile.

İnsanlara işkence yapmak yasadışı kalmalıdır ve sistemli, devlet tarafından emredilen işkence insanlığa karşı, cezalandırılması gereken, bir suçtur - bu tür esas hukuki değerlerin şüpheli göründüğü ve bunların ihlallerinin sonuçsuz kaldığı yerlerde hukuk devletçiliğinden bahsedilemez. Bu nedenle Amerika’da mutlaka var olan hukuk devletini göstermek, taraflar arasında seneler süren çekişmelerden sonra 6 binden fazla sayfadan sadece 560’ı yüksek derecede redaksiyonlanmış bir şekilde yayınlandığı için, aceleci gibi görünüyor.

Neticeler elde edilemedikçe, suçlular hâlâ görev ve asalete sahip oldukça, suçları için ödüllendirildikçe - Bayan Bikowsky kendisine CIA’in makamına yakında 825 bin Dolarlık villayı fazla görmemiş - ama sorumlu tutulmadıkça, adalet yerine çifte standart ve medeniyet yerine barbarlık var olacak.

“Yoğunlaştırılmış sorgu” olarak örtmeceli adlandırılmış işkence yöntemleri istihbaratın işine yarayabilecek sonuçlar elde ettiremediyse ve senatonun araştırma komisyonu CIA’in bu yöntemlere bağladığı “anti terör başarılarından” hiçbirisini doğrulayamadıysa, yani bu sorgular sadece en derin şekilde insanlık dışı değil, tümüyle etkisizdiyse, neden tekrar ve tekrar uygulandı?

“İşkencenin Kraliçesi” Afreda Bikowsky ve 11 Eylül 2001’den önce ve sonra oynadığı ikili rol bu soruya cevap verebilir: Ne 11 Eylül’ün “lojistikçisi” Al-Midhar’ı koruyan el, ne de sözde 11 Eylül’ün “beyni” olan Khalid Sheikh Mohammed’e 183 kez yapılan waterboarding işkenceleri bilgi kazandırabildi. Sadece söylenceler üretti.

For the past eight months, there has been a furious battle raging behind closed doors at the White House, the C.I.A., and in Congress. The question has been whether the Senate Select Committee on Intelligence would be allowed to use pseudonyms as a means
NBC News yesterday called her a “key apologist” for the CIA’s torture program. A follow-up New Yorker article dubbed her “The Unidentified Queen of Torture” and in part “the model for the lead character in ‘Zero Dark Thirty.'” Yet in both articles she was
CIA Torture Pseudonyms Update
Generalbundesanwalt soll gegen Ex-CIA-Chef Tenet, Ex-Verteidigungsminister Rumsfeld und andere ermitteln - jetzt und erst nicht bei einer Einreise nach Deutschland
The redacted (525 of 6,700 pages) C.I.A. torture report has revealed possible war crimes and violations of the Nuremberg ban on human experimentation by C.I.A. agents and U.S. military contractors.
Profile photo of Tommy Hansen

Tommy Hansen

http://www.free21.org
Hat Ihnen der Artikel gefallen?
FREE21 steht für nicht embeddeter, crowdfinanzierter Journalismus. Helfen Sie uns noch besser zu werden und unterstützen Sie uns! Jeder Euro fließt in die unabhängige journalistische Arbeit.
einmalig
Spenden
.
Jetzt fördern
Mitglied werden!
.
Magazin
.
Überweisung
GLS Bank
Kontoinhaber:
Verein zur Förderung unabhängiger journalistischer Berichterstattung e.V.
IBAN: x-2100
Name der Bank: GLS Gemeinschaftsbank eG
BIC: GENODEM1GLS
Kommentar schreiben

Leave a Reply

Do NOT follow this link or you will be banned from the site!